Aile Psikolojisi, Sistemleri ve Kuramları | DersinÖzü

Aile Psikolojisi, Sistemleri ve Kuramları

DersinÖzü
Nisan 25, 2017

Aile Psikolojisi, Sistemleri ve Kuramları

Cinsellik, evlilik, kadınlık-erkeklik rolleri, aile anlayışı, aile ilişkileri, ailenin için­de bulunduğu koşullar… son 50 yıl içerisinde, önceki kuşakların hayal edemeye­ceği şekilde değişmiştir. Bugün gelinen noktada insanlar daha bir özgürleşirken; evlilik ve aile yaşamı dayanıksızlaşmış, ama sorumlulukları ve önemi bir o kadar artmıştır.

Sevmek Dokunmaktır Dokunmak Sevmektir

“… Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya’da annesi ve babası ölen bebekler, bakıl­mak üzere bir kreşte toplanıyorlar. Bebekler, düzenli beslenmelerine ve altlarının değiştirilmesine rağmen teker teker ölüyorlar. Sadece bir bebek hayatta kalıyor. Doktorlar, sadece bu bebeğin hayatta kalmasının nedenini araştırıyorlar. Ve bulu­yorlar. Meğer geceleri kreşi temizlemeye gelen temizlikçi kadın, bu bebeğe özel bir ilgi duyuyormuş. Her akşam bebeği kucağına alıyor ve seviyor, hatta temizlik ya­parken, onu sırtına bağlayarak işini görüyormuş. Dokunulma ihtiyacı biraz kar­şılanmış bebek yaşam savaşını kazanıyor temizlikçi kadın sayesinde.

Beyinden sonra, hayatî önem taşıyan ikinci organımız, vücudumuzun dışım kaplayan epidermi yani derimiz. Bedenimizin en büyük organı olmasının yanı sı­ra, “Cildimiz beynin çok genişletilmiş bir haritasıdır” diyor ünlü antropolog Ashley Montagu…

Yüzyılın başında, Amerika’da tutucu bir aile, gayrimeşru bir çocuk dünyaya getiren kızlarını ve bebeği öldürmek istiyorlar. Ancak buna cesaret edemiyorlar. Kızlarını ve bebeği, evlerinin zifiri karanlık mahzenine hapsediyorlar. Anne ve be­bek beş sene boyunca mahzende yaşıyorlar. Yemek artıkları ve kuru ekmekle bes­leniyorlar. Mahzenden gelen sesi duyan bir komşunun polise haber vermesiyle öz­gürlüğe kavuşuyor anne ve Stephanie adlı küçük kız.

Dünyayla hiçbir iletişimi olmadan büyüyen beş yaşındaki Staphanie… Böyle­sine kötü beslenme ve gün ışığından mahrum olarak büyümesine rağmen, beynin­de en ufak bir hasar bulunamıyor. Küçük kız iki senelik bir eğitim sonunda, nor­mal bir çocuğun altı senede gösterdiği gelişimi gösteriyor ve yaşama mutlu bir şe­kilde intibak ediyor.

Stephanie’nin böylesine korkunç koşullarda bile mutlu, huzurlu bir birey olma­sını sağlayan şey, doğduğu andan itibaren sürekli annesi ile fiziksel temastan yok­sun olmaması yani dokunulma gereksiniminin karşılanmış olmasıdır.”

“Aileyi nasıl tanımlamalı?” sorusunun herkes için doyurucu olacak bir yanıtı yok­tur. “Aralarında doğum, evlilik, ya da evlat edinme ilişkisi olan ve birlikte yaşayan iki ya da daha çok insandan oluşan bir grup”; yani insanlar kan ya da hukuksal bir ilişki içindeyseler ve birlikte yaşıyorlarsa aile olarak görülebilmektedirler. Ancak aile ve evlilik kurumunun yapısı ve oluşum amaçları eski dönemlere göre farklılaş­mış, değişime uğramıştır. Elli yıl öncesinde bir kadının evlilik dışı bir çocuğa sahip olması ve onu tek başına büyütmeye kalkışması düşünce olarak bile ürkütücüydü. Ama günümüzde daha az yadırganır olmuştur. En geleneksel ve kapalı toplumlar­da bile bu çeşit durumlara giderek daha çok rastlanmaktadır. Çünkü dünya, gide­rek bireyin özgürlüğüne, onun ihtiyaçlarının karşılanmasına, bireyin mutluluğuna daha çok önem verir ve bunu birer hak olarak görür duruma gelmiştir.

Aile, hem bireyin mutluluk ve başarısının önemli bir belirleyicisi hem toplumun temeli olması bakımından önem kazanmıştır. Çocukların bakımı ve toplumsallaştırılması, geleneksel olarak ailenin en temel ve önemli işlevi olarak görülmektedir. Günümüzde, bireyde ortaya çıkan psikolojik sorunların kaynağı da aile olarak gö­rülmektedir. Beden ve ruh sağlığı açısından sorunsuz bireylerin yetiştirilmesi için yapılan çalışmalar, aile psikolojisi gibi bir çalışma alnının doğmasını sağlamıştır.

KPSS LISANS
22 Temmuz 2018

Üye OlŞifremi Unuttum