Kadına Yönelik Şiddet ve Kadın Psikolojisi | DersinÖzü

Kadına Yönelik Şiddet ve Kadın Psikolojisi

DersinÖzü
Kasım 10, 2017

Kadına Yönelik Şiddet ve Kadın Psikolojisi

Kadına yönelik şiddetle ilgili tanımlama sürecinde, ilk olarak, partneri tarafından doğrudan kadına yöneltilen hasar verici fiziksel şiddet eylemlerine vurgu yapılmıştır. Kadına yönelik şiddet sosyal bir problem olarak kabul edildiği ölçüde bu tanımlamanın boyutları genişletilmiş ve cinsel ihmal, eş tecavüzü, hatta pornografik yayınlar da kadına yönelik şiddet tanımlamasına dahil edilmiştir. Günümüzde aile içi şiddet artık sadece fiziksel şiddet ve evde yaşanılan şiddet olarak algılanmamaktadır. Bu kavram; fiziksel, cinsel, zihinsel, emosyonel/psikolojik şiddet ve tehdit olarak da anlaşılmaktadır. Bu kavramın içine şiddet uygulayıcısı olarak kadının eşi, erkek arkadaşı, birlikte yaşadığı kişi, eski partneri, eski kocası, arkadaşı, oğlu, babası, kardeşi ve diğer yakın aile fertleri de girmektedir. Şiddete maruz kalan kadınların en baskın duygusu korkudur. Korku sonucunda uykusuzluk ve kabuslar başlar. Kadın yardım almak ister fakat şiddet korkusundan buna başvuramaz. Şiddet sonucunda kadının benlik saygısında düşme görülür. Kadına yönelik hakaret içerikli ve küçük düşürücü sözleri benimsemeye başlar.

Şiddete maruz kalan kadın şiddeti içselleştirmeye başlar. Sıklıkla kendini suçlar ve erkeği şiddete yönelttiğini düşünür. Eşinin bir gün değişeceği umudunu taşır. Yakınlarını ve çocukları koruyabilmek amacıyla sessiz kalmayı tercih eder. İçinde bulunduğu durumdan utanır ve başkalarıyla paylaşamaz. Bu durum toplumsal destek görmesini engeller ve yalnızlık hissini uyandırır. Olayları gerçekçi olarak değerlendiremez, kocasına olan bağımlılığı artar.

Kadına yönelik şiddet/aile içi şiddet tanımları kültürden kültüre değişiklik göstermektedir. Bir dilde kadına yönelik şiddeti tanımlamak için kullanılan kelime/kavram, bir diğer kültürde eşdeğerini bulamayabilir ve olayı tanımlamak için farklı kelimeler/kavramlar kullanılabilir. Bu durum da kimi zaman şiddetten kimin, nasıl, niçin etkilendiğini, bu tanımları kullanırken neyin kastedildiğini anlamayı güçleştirir . Örneğin İngiltere’de aile içi şiddet “birbiriyle yakın ilişki veya cinsel ilişki halinde olan yetişkinler arasındaki şiddet” olarak tanımlanmaktadır. Bu kavrama bazen diğer aile üyeleri arasındaki şiddet de girmektedir.

Kadın yaşamının her döneminde, şiddet farklı türler olarak kadınların yaşamlarını ve sağlıklarını etkilemektedir. Dünyanın kadınların en çok tanıdıkları, yaşamlarında bulunan erkeklerin şiddetine uğradığı, yapılan çalışmalarda ortaya konmuştur.

Bu niteliği, şiddetin neden olduğu bedensel, ruhsal ve sosyal zararları daha yıkıcı ve zararlı kılmaktadır. Şiddeti uygulayanın yakın, güvenilmesi gereken biri ya da kadının özel yaşamındaki özel biri olması etkilenmeyi arttırmaktadır. Diğer taraftan uygulayıcının bu özelliği kadının sorunla başa çıkmasını ve uzun süreli sağlıklı kalmasını da zorlaştırmaktadır.

Ülkemizde ise ataerkil kültürel yapı şiddetin uygulanmasındaki en önemli faktördür. Boşanmayı onaylamayan ailelerinden destek bulamayan kadınlar, evliliklerini sonlandıramamakta ve şiddet görmeye devam etmektedirler. Eşine karşı duramayan anne, babanın çocuğa uyguladığı şiddeti engelleyememektedir. Ekonomik bağımsızlığı olmayan kadın, eşine bu sebeple bağlı kalmakta ve şiddete boyun eğmektedir.

Türkiye’de aile içinde yaşanan sorunlar mahrem kabul edildiğinden en yakın kişilere bile zor anlatılmaktadır. Şiddete maruz kalan kadın uğradığı şiddeti başkalarına anlatmaktan çekinmekte, durumun başkaları tarafından bilinmesini istememektedir. Şiddetin açığa vurulması halinde de genellikle şiddet mağduruna yardım etmek yerine, “kol kırılır, yen içinde kalır” anlayışıyla aile birliğinin devam etmesi adına sessiz kalması tavsiye edilmektedir ya da kadın suçlanmaktadır. Türkiye’de kadına yönelik şiddetin, daha çok sosyokültürel etmenler ve konunun geleneksel mahremiyeti nedeniyle aile duvarlarını aşıp ortaya çıkması veya çıkarılması güç olmuştur. Batı toplumlarında bu konuyla ilgili bilimsel çalışmalar yaklaşık son elli yılı kapsıyorken, ülkemizde ancak son 20 yıldır konuyla ilgili çalışmalar bulunmaktadır.

Kadına yönelik şiddette, kadınların şiddete karşı değişen tepkileri öğrenilmiş çaresizlik ve başa çıkma mekanizmalarıyla da açıklanabilir. Kadın birlikteliğinden önce aile içinde de şiddetle yaşamış olabilir. Şiddete maruz kalan kadın, kendisine uygulanan her türlü şiddete uyum sağlar, direnmez. Bu durumu normalleştirir. Bu durum kadınların kendisine zarar veren eşleriyle birlikte yaşamasına devam etmesine neden olur. Baş etme mekanizması olarak dayanıklılığı kullanan kadınlar ise şiddet olgusuna karşı direnç gösterir. Yaşadığı olumsuzluklara rağmen, iyileşme göstererek ayakta kalmaya çalışırlar.

KPSS LISANS
22 Temmuz 2018

Üye OlŞifremi Unuttum