Kapitalizmin Japon Modeli | DersinÖzü

Kapitalizmin Japon Modeli

DersinÖzü
Nisan 2, 2018

Kapitalizmin Uzak Doğu Modeli

Diğer kapitalist modellerden oldukça farklıdır. Batının dışında kendi dinamikleriyle kapitalizmi yaratabilen tek ülke Japonya olmuştur. Japonya Dünya GSYH’nin %15’ini üretir. Dünyanın en büyük 2. ülkesidir ve son 10 yıldır sadece %1 büyümüştür. Dış ticaret fazlası vardır. İşsizlik oranı %4.2’dir. 1990lı yıllara kadar gini katsayısı 32 olarak kalmış son rakamlar 38’i göstere de bu yine de Amerika ve Avrupa’ya göre daha adil bir gelir dağılımı olduğunu gösterir. En yüksek 10 ile en düşük 10 arasında 10 kat fark vardır. Amerika’da bu oran 450 kattır. 1990’lı yıllara kadar milli gelirin %35’i tasarruflara ayrılmıştır. Japonya dışarıdan çok etkilenmeyen izole bir ülkedir. Toprakları çok az, doğal kaynaklar bakımından fakirdir. Daha önceleri Çin ile ilişkileri var ancak sonraları içe kapanmıştır.

1868-1913 MEIJI DÖNEMİ

Bir dışa açılma dönemidir. Çok sayıda öğrenciyi Amerika ve Avrupa’ya göndermiştir. Çalıştırmak için de dışarıdan mühendisler getirilmiştir. Okuryazarlık oranı bu dönemde artmıştır. Altyapı oluşturulmuş iş adamları yetiştirilmiştir. Tarım reformu yapılmış, tarım şiddetle vergilendirilmiştir. Eğitimli kişiler sanayici olmaya yönlendirilmiştir. Japon hükümetinin bu dönemdeki rolü; anahtar sektörler oluşturulmuş ve millileştirilmiştir. Pek çok alanda tekelleştirmeler yapılmıştır.

1913-1945 ARASI DÖNEM

Japonların emperyalist eğilimler taşıdığı dönemdir. Japonlar aynı zamanda militarist bir toplumdur. Kurumlar 1) İmparator: Monarşi bir demokrasi vardır. 2) Devlet 3) Ordu 4) Özel Sektörler.

1945-1952 ARASI DÖNEM

Amerika Japonya’yı yönetmeye başladı. 2. Dünya Savaşından yenik çıkan Japonya, Amerika tarafından ordusuzlaştırılmaya çalışılmıştır. Amerika çok düşük faizlerle Japonya’yı kredilerle desteklerken, bir yandan da iç işlerine karışmış. Meiji döneminde kurulan “ZAİBATSU” adında büyük holdingleri Amerika dağıtmış, anti-tröst yasalar çıkarmış. Japonya’da 1947 anayasası Amerika tarafından yaptırılmıştır. Sendikalar kurulmuştur.

1945-1990 JAPON MUCİZESİ

Japonya 2 tane atom bombası yemiş her 2 kişiden 1’i işsiz müthiş bir sıkıntı var. Böylesine zor bir dönemden sonra büyük bir mucize ile 1990’lara kadar gelişme yaşanmıştır. Bunun 3 önemli mucizevi sebebi vardır:

  1. Ekonomi dışı etkenler. Gelenek ve kültürün rolü. Uzak doğunun özellikle Japonya’nın genel özellikleri; toplumsal uyum, disiplin, imparatora sadakat, tevazu, çalışkanlık, tutumluluk, devlete, firmaya ve aileye bağlılık.
  2. Ekonomik etkenler: En önemli etken teknoloji transferidir. Japonlar kendilerini yeni teknolojiyi getirmeyen yabancı sermayeyi ülkelerine sokmamıştır. Hem ekonomik hem de bireysel davranış kodu olarak tasarrufun benimsenmesi. Nüfus kalabalık ve aza kanaat eden bir toplum olduğu için emeğin fiyatı düşüktür. Dış ticaret öncelikli olarak tartışılır. İhracat önem taşır. Konut, tüketim malları ve savunma harcamalarına yapılan yatırım düşük olduğu için kaynaklar olduğu gibi sanayiye aktarılmıştır.
  3. Kurumlar: Devlet bu sistemde güçlüdür. Çin kadar merkezi bir yapı olmasa da yine de imparatora bağlılık vardır. Devlet neler yapmış? Millileştirme, tekel oluşturma, Ar-Ge’yi desteklemiş, gelir dağılımını düzeltme fonksiyonu, yabancı sermayeye karşı korumacılık. Planlama: Amerika’da hiçbir zaman olmayan planlama 1955’ten itibaren Japonya’da yapılmaya başlanmıştır. Ekonomik Planlama Ajansı ve Uluslararası Ticaret ve Endüstri Bakanlığı kurulmuştur. Devletin kendi işlettiği firma sayısı oldukça sınırlıdır ve refah harcamaları yok denecek kadar azdır. Firmalar: Amerika ZAİBATSU holdinglerini dağıtmış olsa da Amerika gittikten sonra o şirketler yeniden örgütlendi ve “KEİRETZU” adını aldı. 6 tane çok büyük şirket vardır. Bunların hepsinin kendine ait bir bankası, dış ticaret kurumu vardır. Bu şirketler devasadır ve içinde bütün sektörleri barındırır. Firma malını dışarı satmak için özel bir kurum oluşturmuş. Bankalar ise küçük şirketlere kredi verir ve kredi verirken denetimi de kendi yapar.

Firmaların bir başka özelliği: işçilerin firmada ömür boyu istihdam edilmesidir. Rotasyon olayı sayesinde işçiler istediği şekilde uzmanlaştığı başka bir alana geçebilir. Şirket içinde işçi her alanda çalışabilir ve şirket işçi için bir yaşam alanıdır. Firmalar kararlarını danışarak alırlar. Bu da kararların çok yavaş alınmasına yol açar. Japon ekonomisi paylaşım ve danışma ekonomisidir, bu nedenle kararlar yavaş verilir.

Her firmanın kendine özgü sendikası vardır. Bu durum grevleri minimum olmasıyla sonuçlanmıştır. İşçilerin hepsi sendikalara üye olmak zorunda değildir. Ücretler kıdeme göre verilir. Amerika’da ise yeteneğe göre ücret vardır. Teşebbüslere ilişkin sendikalar vardır. Firma ve sendikalar birbirlerini destekler. Bir paylaşım ekonomisi söz konusudur. Firmalar çok sayıda işçi çalıştırır ve çalışanların ev, sağlık, eğitim gibi bütün ihtiyaçlarını karşılar. Amerika’nın aksine firmalar düşük karlarla çalışır. Karların büyük çoğunluğu dağıtılmaz tekrar yatırım yapılır. Firmalarda zararların üstü örtülmeye çalışılmış. Bankalar çok fazla zararı kapatmış ancak verdikleri krediler geri dönmemiş. Uzunca bir süre düşük faizle çalışan bu bankalar 1973 Petrol Kriziyle  çöktü. Şirketlerin başka bir özelliği de takım çalışmalarını ödüllendirmesidir. Bonus sistemi ile bireyler değil, takımlar ödüllendirilir.

1990 SONRASI DÖNEM

1990’lara kadar dünyadaki en büyük bankaların çoğu Japonya’da, döviz rezervleri yüksek, serveti fazla, Tokyo borsası dünyanın en büyük borsalarından biri, teknoloji gelişmiş. 1990’lardan sonra bu durum neden bozuldu? Japon sistemini öne çıkaran az önceki kurumlar küreselleşmenin sonucu olarak sekteye uğradı. Dev şirketler müthiş hantallaştı, modernize olamadı. Büyük şirketlerin yönetim sorunları ortaya çıktı. Bankalar ha bire kredi dağıtmış. Bu kredilerin karşılığında teminat gösterirken gayrimenkullerin ve hisse senetlerinin fiyatları iyice şişmiş. 1987 de hisse senedi piyasasında bir patlama oldu ve fiyatlar aşağı düştü. Gayrimenkul fiyatlarındaki artış konuta olan talebin artmasına paralel olarak arttı. Daha sonra balon patlayınca fiyatlar düştü. Sonuç olarak 1990 sonrası 1) Hantal şirketler 2) Rasyonel ve tedbirli olmayan bir bankacılık kesimi 3) Batık krediler sebebiyle daha önce az tüketen Japon toplumu, hiç tüketmemeye başladı. Tasarrufu zaten yüksek olan bir ülke, hiç tüketmemeye başlamış. Bu nedenle durgunluk başlamış. Sonuçta firmalar işçi çıkarmaya başlamış, ilk kez işsizlik sorunu başlamış.

Japonya’nın yaşadığı bu krizi Keynes 50 yıl önce Likidite Tuzağı olarak ele almıştır. Sonuçta Japon ekonomisi belini doğrultamamıştır. Neden? Ne zaman petrol fiyatları artsa, Japon ekonomisi olumsuz etkilenmiştir. Şirketlerin hantal olması, bankaların revize edilememesi, bağımlılık oranının yüksek olması diğer sebeplerdir. Japon insanı uzun yaşar, doğum oranı düşüktür, genç nüfus giderek daha fazla insana kaynak aktarmak zorunda kalmış. Ayrıca kurumlar Japonya’nın kuyusunu kazmıştır. Çevre sorunları gibi büyük kentleri yaşanmaz hale getirmiş. Buna rağmen suç oranları yine de çok düşüktür. Bunların dışında Japonlar emperyalist değildir, kültürünü yayma gayreti yoktur. Oyuncak ve Çizgi film sektörünü Çinlilere  kaptırmıştır.

KPSS LISANS
22 Temmuz 2018

Üye OlŞifremi Unuttum