Kemik Doku Histolojisi | YDS | DersinÖzü

Kemik Doku Histolojisi

DersinÖzü
Mayıs 9, 2017

Kemik Doku Histolojisi

KEMİK DOKU

Organizmaya biçim kazandıran ve yükünü taşıyan iskeletin parçasıdır.

Diş minesinden sonraki en sert dokudur.

Diğer destek dokularındaki gibi hücreler ve ekstrasellüler matriksden oluşur.

Sadece organik değil inorganik maddeler de içerir.

İnorganik maddelerin başında % 85 kalsiyum fosfat gelir.

Kalsiyum Fosfat  (CaPO4), kemikte hidroksiapatit kristalleri formunda bulunur. Hidroksiapatit iğne biçimli kristallerdir. Bunların yüzeyinde diğer iyonlarla, su molekülleri ince bir tabaka halinde toplanır.

Bikarbonat,Sitrat,Magnezyum,Sodyum

Bunlar temel maddenin kuru ağırlığının yarısını oluşturur ve dokuya sertlik kazandırır.

Fibriller ve şekilsiz temel maddeden meydana gelir.

Organik maddelerin %95’ini tip I kollagen lifler oluşturur. Kemiklerin çok sert olmasına karşın kolay kırılmamasını sağlar.

Kemik dokusunda az miktarda bulunan şekilsiz ara maddeyi oluşturan; proteoglikanlar,

GAG lar ; kondroitin-4-sülfatkondroitin-6-sülfat,keratan sülfat

 glikoprotein olarak; osteonektin, osteocalcin, osteopontin, kemik sialoproteini meydana getirir.

İntrauterin hayatta primer kemik dokusu: Buna olgunlaşmamış kemik dokusu da denir.

Yerini daha sonra sekonder kemik dokusu  yani olgunlaşmış kemik dokusu alır.

Primer kemik dokusunda kollagen fibriller gelişigüzel seyreder (düzensiz kollagen demetler),

Mineral komponent sekonder kemikten azdır.

Temel madde yeterince kalsifiye olmamıştır

Doku hücrelerden oldukça zengindir (hücreden zengin).

A- Fetal gelişim sırasında oluşur.

B- Kemik onarımı sırasında oluşur.

Sekonder Kemik Dokusu:

Lamelli yapı gösterir, bunlara kemik lamelleri denir.

Kollagen fibriller, kemik lamelleri içinde helikal yerleşir.

Her lameldeki kollagen fibriller birbirlerine paralel ve spiraller yaparak seyreder, ama komşu lamellerinkine çaprazlayarak seyrederler.

Fibrillerin bu özel seyirleri sekonder kemiğe dayanıklılık kazandırır.

Primer ve sekonder kemik dokularında hidroksiapatit kristalleri kollagen fibrillerin üzerine oturur böylece kemik dokusu son derecede sert olur.

Sekonder kemik dokusu primer kemik dokusundan daha kalsifiye ve daha güçlüdür.

Primer ve sekonder kemik dokularında bulunan hücrelere; OSTEOSİT denir.

Osteositler; primer kemik dokusunda gelişigüzel yerleşmişken

sekonder kemik dokusunda komşu lamellerin aralarına sıkışır ve sayıca daha azdır.

Osteositlerin doldurdukları boşluklar (lakunalar) yassı-oval biçimlidir

Lakunadan her yönde olmak üzere ince kanalcıklar, kanaliküller çıkar.

Kanaliküller, komşu lakunalarınkilerle ağızlaşarak kemik dokusu içinde bir kanalcıklar sistemi oluştururlar.

Osteositlerin sitoplazmik uzantıları  kanaliküller içinde seyrederek komşu hücrelerin uzantılarıyla uçuca bağlanırlar.

Erişkinlerde sadece sekonder kemik dokusu bulunur  bunun iki türü vardır:

Süngerimsi (spongiyoz) kemik (cancellous bone),

Kısa ve uzun kemiklerin metafiz ve epifizlerinin iç kısımları ve Yassı kemiklerin iç yüzleri

***Picrosirus-polarize ışık boyaması ile kollagen fibrillerin düzensiz dağılımı izlenmektedir.

Birbiriyle bağlantılı ince  kemik trabeküllerinden (spiküllerden) oluşur.

Trabeküllerin aralarında kemikiliği ile dolu, düzensiz şekilli boşluklar vardır.

Bunlar kemik iliğindeki kan damarlarından, sitoplazma uzantıları aracılığıyla besin maddelerini alırlar.

Kompakt kemik

Tüm kemiklerin dış yüzlerinde bulunur.

 Kompakt görünümlüdür.

Mikroskopta dokunun kanallar sistemi içerdiği görülür.

İki türlü kanal bulunur:

Havers kanalları; kompakt kemiğin uzun eksenine paralel aralıklarla yerleşirler. Volkmann kanalları; komşu Havers kanallarını birbirlerine bağlayan yan kollardır.

Kemiklerin foramen nutrisyumlarından giren kan damarları, Volkmann kanallarından geçerek Havers kanallarına girer ve dallanarak iki yönde seyreder.

Buradan ayrılan yan kollar  daha içteki Volkmann kanallarından geçerek daha derinlerdeki Havers kanallarına girer ve en son içteki kemik iliği boşluğuna ulaşırlar. Böylece kompakt kemiğin tüm kısımlarına kan damarları ulaşır.

Kanallardaki damarlar ince , gevşek bir bağ dokusu ile sarılıdır. Bu dokunun içinde sinir fibrileri de bulunur.

Kemik dokusunun hücreleri ve matriksi bu damarlarla gelen besin maddelerinin difüzyonu ile beslenir.

Kompakt kemikte kemik lamelleri üç ayrı biçimde yerleşmişlerdir.

1) Spesiyal lameller;  Havers kanalları çevresinde iç içe halkalar şeklindedir.

*Ortada Havers kanalı ve çevreleyen spesiyal lameller bir sistem olarak kabul edilir;

HAVERS SİSTEMİ veyaOSTEON Kompakt kemikte çoğunluğu osteonlar oluşturur.

2) Ara (interstisiyel) lameller; osteonların aralarında bulunur.

3) Dış/iç Sirkumferansiyal lameller; Kompakt kemiklerin dış ve iç yüzlerinde; iç içe daireler halinde çepeçevre kemiği kuşatan lamellerdir.

Dış yüzeydekiler, iç sirkumferansiyel lamellerden sayıca daha fazladır.

Bone-lining cells:

osteoprogenitör hücre ile osteoblastlar arasında bir hücre özelliği gösterir.

Osteoblast kadar aktif olmayan sessiz hücre olup kemik yüzeyinde bulunur.

Aralarında gap junction-neksuslar bulunur.

Uygun stimuluslarla reaktivite kazanarak matriks sentezini yapabilirler.

Ostoprogenitör hücrelere benzerler ama bölünemezler.

Osteoprogenitör hücre:(osteojenik hücre)

Kemik hücresi olma yönünde koşullanmış mezenkim hücreleridir.

iğ biçimli fibroblastlara benzer.

Mitozla bölünüp çoğalır ve bir bölümü osteoblastlara dönüşür.

Düşük oksijen basıncında kondrojenik hücreye dönüşebilir.

Kemikte yıkılan osteonların yerine yenilerinin yapımı sırasında ya da kırıklarda yeni kemik dokusu şekillenirken aktifleşerek bölünürler ve osteoblastları oluştururlar.

Sitoplazmalarında az miktarda GER, gelişmemiş Golgi kompleksleri ve , bol serbest ribozomları vardır.

Bulundukları yerler:

Periostun iç katında, Havers ve Volkmann kanallarındaki bağ dokusunda, Endosteumda

Osteoblast:

Osteoprogenitör hücreden farklanır.

kemik trabeküllerinin ya da lamellerin yüzeyinde tek sıra halinde dizilirler. (kutuplaşma gösterirler)

Aktivite durumlarına göre kübik ya da oval şekillidir.

Sitoplazmaları GER ve Golgi den zengin, salgı granülleri çoktur (alkalen fosfataz ve pyrophosphatase içeren matriks vezikülleri),  çekirdekleri ökromatiktir.

Osteositler ve birbirleri arasında gap junction-neksus bulunur. kemik matriksinin organik bölümünü (kollagen lifleri, proteoglikanları, GAGları, ve glikoproteinleri) salgılarlar.

*Tip I kollagen *Ostocalcin *Osteonectin *Osteopontin *Bone sialoprotein *Osteoprotegerin Macrophage-colony stimulating factor

Henüz kalsifiye olmamış olan bu dokuya osteoid adı verilir.

Osteoblastlar salgıladıkları osteoid içinde gömülü kalırlar. Bu doku kalsifiye olunca osteoblastlar aktivitelerini azaltır, şekilleri basıklaşır ve birer osteosit olurlar.

*Kemik yapımı süresince kemik trabekül ve lamellerin üzerinde devamlı bir osteoblast sırası bulunur.
Osteoblastlar hücre membranında paratiroid hormon reseptörlerine sahiptir. Bu reseptörlere paratiroid hormon bağlanınca RANKL veM-CSF salgılanır.
Aynı zamanda Paratiroid hormon Osteoblasttan salgılanan osteoprotegerin ligand ‘ı (OPGL) (preosteoklastı osteoklasta dönüştürür) azaltır.

Osteositler:

Metabolik aktiviteleri azalmış osteoblastdan farklanır.

kalsifiye kemik dokusu içersinde yer alır, Kalsifiye olan matriks hüceleri birbirlerinden uzaklaştırır ve etraflarında lakunalar şekillenir. Kendileri de lakunalara uymak üzere yassı oval biçim alır. Lakunadan her yöne uzanan dar, ince tünellere de kanalikuli denir. Burada osteositlerin uzantıları yer alır. Daha önce kısa olan uzantıları uzayarak kanaliküllerin uçlarına kadar gelir ve komşu hücrelerin uzantılarıyla bağlanır. Komşu osteosit uzantıları arasında gap junctionlar vardır.

Salgı faaliyetleri azaldığı için organelden fakirleşir; Golgi ve GER azalır, çekirdekleri heterokromatikleşir.

Kemik dokusunun canlı kalabilmesi osteositlerin varlığı gereklidir.

Hücreler yaşlandıkça uzantılarının boyu kısalır ve komşu hücreler birbirleriyle bağlantılarını kaybederler.

Yaşlanıp ölen osteositlerin bulunduğu matriks bozulmaya başlar ve osteoklastlar tarafından eritilip rezorbe edilirler.

Kemik matriksi kalsifiye olduğundan madde alışverişi osteositler üzerinden gerçekleşir. Besin maddeleri, hormon içeren doku sıvısı, sitoplazmik uzantılar üzerinden hücreden hücreye geçer, böylece kan damarlarından uzaktaki osteositlerin beslenmeleri ve gelişmeleri de sağlanmış olur.

Osteoklast:

150 mikron büyüklüğünde iri hücrelerdir.

Kemiği yıkıma uğratan hücredir.

Mononuklear fagositik sistemin  üyesidir

Kandan gelen monositlerin birleşmeleriyle şekillenir (ya da Granuloscyte-Macrophage progenitor cells “GM-CFU” kemik iliği prekürsor hücresinden gelişirler, Gartner,2001).

Kemik yapımı sırasında trabeküllerin yüzeyinde ya da kompakt kısımların iç yüzlerinde yerleşerek buraları eritirler.

Böylece kemikler genişleyip uzayabilme olanağına kavuşur. Kemiklerde bu yıkım sırasında açığa çıkan kalsiyum kana geçerek kan kalsiyum düzeyini ayarlar.

Osteoklastlar 50 kadar monositin birleşmesinden meydana geldiklerinden oldukça iri, çok çekirdekli hücrelerdir.

Sitoplazmaları asidofiliktir.

Hücrelerin kemik dokusuna dönük yüzlerinde çok sayıda sitoplazmik uzantı bulunur.

Hücreler içerdikleri lizozomal enzimleri genişlemiş olan bu yüzeye vererek kemikleri eritmeye çalışırlar.

osteoklastların kemik yüzeyine oturduğu yerler çukurlaşır. Bu çukurlara Howship lakunaları denir.

Hücre membranında RANK ve Tiroid den salgılanan kalsitonin reseptörü bulunur.

Çok sayıda lizozom içerir. İçerdiği lizozomal enzim,ler işlevinde önemlidir;

asit fosfatazlar, kollagenaz, ve diğer proteazlar vb.

Sitoplazma; lizozomları yapan Golgi den, mitokondriyonlardan ve serbest ribozomlardan (polizomlardan) zengindir, GER bakımından fakirdir.

Fırçamsı Kenar (Ruffled border); Parmak benzeri uzantılardır.kemik rezorpsiyonu ile ilişkili kısmıdır.

Clear zone; fırçamsı kenar’ın hemen yakınındaki sitoplazmik bölgedir, organel içermez ama birçok aktin mikrofilamanı içerir (actin ring’i yapar)

Veziküler zon; çok sayıda endositotik ve ekzositotik vezikül içerir, fırçamsı kenar ile bazal zon arasındaki bölgedir

Bazal zon; Howship lakunasına en uzak bölgedir, tüm organelleri ve çekirdeklerini içeren sitoplazmik kısmıdır.

Sealing zone : Kemikteki osteopontin ile osteoklasttaki aktinler, integrinler aracılığıyla birbirine tutundururlar.

Osteoklastlardaki Karbonik anhidraz enzimi hücre içi karbonik asit (H2CO3) oluşumunu katalizler.

Karbonik asit ; H+ ve HCO3– iyonlarına ayrılır.

Bikarbonat iyonlarına Na+ iyonları eşlik ederek plazmalemmayı geçirir ve yakındaki kapillere sokar.

Osteoklast’ın fırça kenarındaki plazmalemmanın proton pompası; H+ ionlarını aktif transport ile osteoklastik kaompartmana taşır ve ortamın pH’sını düşürür (Cl ları da pasif olarak takip eder)

Ortam asidik olunca matriksin inorganik komponenti erir, serbestleşen mineraller osteoklast sitoplazmasına girer ve yakındaki kapillere gönderilir.

Osteoklastlardan salgılanan lizozomal hidrolaz ve kollagenaz; dekalsifiye kemik matriksinin organik kısmını eritir, oluşan parçalar osteoklast tarafından endositozla alınır ve amino asitlere, monosakkaridlere, disakkaridlere parçalanarak en yakındaki kapillere verilir.

KEMİK ZARLARI

PERİOSTEUM: gelişme döneminde iki katlıdır.

Dış kat fibröz kat: fibroblast içeren kalsifiye olmayan düzensiz sıkı bağ dokusu yapısındadır.

İç kat Hücre katı: Bu ise hücreden zengindir. Hücrelerin çoğunluğunu osteoprogenitör hücreler oluşturur.

Periosteum damardan zengindir. Bunlardan bir kısmı foramen nutrisyumdan kemik dokusuna girerek kemiği besleyen damarlardır.

Kemik yapımı ve onarımı sırasında iç kat çok aktiftir.

Olgunlaşan kemiklerde ise çok incelir, fakat yine de bir miktar osteoprogenitör hücre yedek olarak saklanır.

Periosteum olgun kemiklerde kemik dokusuna sıkı bir şekilde yapışmıştır. Dış kattan ayrılan kollagen lifler (Sharpey lifleri) kemik dokusuna girerek dış sirkumferansiyel lamellerle yüzeye yakın ara lamellerin derinlerine kadar iner ve böylece periostu kemiklere  bağlar.

Kasların, tendonların, ligamentlerin kemiklere bağlandıkları yerlerde bu sharpey lifleri daha boldur.

Eklem yüzleri dışında kemikler her taraftan periosteum ile çevrilmişlerdir.

Periosteumun bulunmadığı yerler:

Tendon ve kasların kemiğe tutunduğu yerlerde

Eklem kıkırdağıyla kaplı yüzlerde

Sesamoid kemiklerde (tendonlar içinde oluştuklarından eklem boyunca mekanik avantajı artırmak için fonksiyon görürler)

ENDOSTEUM:Kompakt kemiklerin iç yüzleri ile spongiyoz kemikleri oluşturan trabeküllerin dış yüzleri endosteum ile örtülüdür.

Periosteumdan daha incedir.

kemik iliği dokusunun devamı olan retiküler bağ dokusundan yapılmıştır.

kemik dokusuna dönük kısmında tek sıra halinde osteoprogenitör hücreler bulunur.

endosteum içinde osteoblastlar ve zaman zaman aralarında osteoklastlar da bulunur.

KEMİK YAPIMI (OSTEOGENEZ) kemikleşme-ossifikasyon

Mezenşimal bağ dokusundan direkt olarak kemik şekillenmesi olgusudur.

İntramembranöz yolla kemik meydana gelecek alanlarda bulunan mezenşim hücreleri once hızlı bölünme gösterir ve osteoprogenitör hücreye farklanırlar,daha sonra da osteoblastlara dönüşerek kemik matriksini şekillendirirler. Ayrıca bu dokuda arasında bol kapiller gözlenir, bunlar da osteoid dokuya kalsiyum ve fosfor iyonlarını taşır.

Bunlar osteoblastların salgıladığı alkalen fosfataz aracılığıyla kalsiyum fosfat moleküllerine dönüşerek kalsifikasyonu sağlarlar.

Değişik şekil ve büyüklükteki bu kemik parçaları kemik trabekülleri olarak isimlendirilirler.

Trabeküller içinde kalan osteoblastlar aktivitelerini azaltırlar ve osteosit olurlar.

şekillenen trabeküllerin yüzeyine osteoprogenitör hücrelerden farklanan osteoblastlar tek sıra halinde dizilirler ve kemik lamelleri yaparlar.

Bu yapımın üst üste tekrarlanması sonucu primer kemik trabeküllerinin yüzeylerinde ve kenarlarında lamelli sekonder kemik yapısında katmanlar meydana gelir ve trabeküller kalınlaşıp uzarlar.

Bu sırada osteoklastlar da kemikleri iç yüzlerinden rezorbe ederken osteoblastlar da bir taraftan yeni  kemik lamelleri eklerler böylece primer kemik dokusu içeren trabeküller tamamen ortadan kalkar geriye sadece sekonder kemik yapısındaki trabeküller kalır.

Bu radiyer büyüme sonucu komşu trabeküller birbirleriyle kaynaşarak spongiyoz kemiği şekillendirirler.

Bu kemiklerin iç ve dış yüzlerinde yine intramembranöz yolla bir miktar kompakt kemik eklenir ve kemikleşme sona erer.

Bu arada trabeküllerin aralarında kalan mezenşim dokusundan da kırmızı kemik iliği şekillenir.

Kafatasının yassı kemikleri,mandibula ve maksillanın bazı kısımları kısa ve uzun kemiklerin kompakt kısımları bu tür kemikleşme ile meydana gelir.

Endokondral Kemikleşme

önce hiyalin kıkırdaktan modelleri meydana gelir sonra bu modelin yerlerini kemik dokusu alır.

Endokondral kemikleşme intramebranöz kemikleşmeye göre daha karmaşıktır.

Her iki tip kemikleşmede de kemikler son şekillerini alıncaya kadar bir taraftan yeni kemik yapılırken diğer taraftan yapılan kemiğin bir bölümü yıkılır.

Kemik yapımı sırasında primer kemik dokusu alanları, yıkım alanları ve sekonder kemik dokusu alanları yanyana bulunur.

*Büyüme çağında yapım yıkımdan daha fazla olduğundan kemikler uzar, genişler ve kalınlaşır.

*Kemikleşmeyi: büyüme hormonu, paratiroid hormon , kalsitonin ve cinsiyet hormonları kontrol eder.

Uzun ve kısa kemikler bu yolla meydana gelirler.

Bu kemiklerin oluşacakları yerde önce hiyalin kıkırdaktan ufak bir model meydana gelir,yerini sonradan enkondral kemikleşme ile kemik dokusu alır.

1) Kıkırdak modelin diyafiz bölgesinde kıkırdağı örten perikondriyumun iç katında bulunan mezenkim hücreleri bölünerek östeoprogenitör hücrelere, onlar da osteoblastlara farklanır.

2)Osteoblastlar da üst üste yerleşen kemik lamellerini yapar (intramembranöz kemikleşme). Böylece kıkırdak modelin diyafizinde, oluşan yeni kemiğin periosteumu ile kıkırdak dokusu arasında silindir biçimde bir kemik manşet ortaya çıkar. kemik manşet kondrositlerin beslenmesine engel olarak hücrelerin dejenere olmasına neden olur.

3)Kondrositler önce irileşirler (hipertrofik), ardından diyafizin orta kısmından başlayarak dejenere olup, ölürler.

4) Ölen kıkırdak hücrelerinin aralarında ince septumlar halinde kıkırdak matriksi kalır. Kıkırdak modelin ortasında birbiriyle devamlı boş kaviteler oluşur (kemik iliği kavitesi).

5) Bu sırada periosteumda bulunan osteoklastlar kemik manşeti yer yer delerek foramen nutrisyumları açarlar. Periosteumdaki kan damarlarının bir kısmı buradan girerek septumların arasına  ilerler.

6) Beraberinde osteoprogenitor, hemapoetik hücreler de gelir.
Damarlarla gelen kalsiyum ve fosfor iyonları açığa çıkan alkalen fosfataz aracılığıyla birleşerek septumlar halindeki kıkırdak matriksine çöker ve kalsifiye olmasına neden olur. Böylece diyafizde bir kemikleşme merkezi ortaya çıkar.

7) Osteoprogenitör hücre—–Osteoblast’a dönüşür—–kalsifiye kıkırdağı yapar (bazofilik üzerine kalsifiye kemik yapılır)

8) Diyafizde şekillenen boşluklara kan damarları ile birlikte mezenşim hücreleri de gelir. Bu hücrelerden farklılaşan osteoblastlar kalsifiye kıkırdak matriksi üzerine tek sıra dizilerek kemik dokusu yapmaya başlarlar. Böylece ortaları kalsifiye kıkırdak, yüzeyleri ise kemik dokusundan meydana gelen kemik trabekülleri ortaya çıkar. Kemik trabekülleri ile kan damarlarının aralarında kalan boşlukları, mezenşim hücrelerinden farklanan retiküler bağ dokusu ve kan hücreleri ; kemik iliği şekillenir.

9) Bu olaylar sırasında kıkırdak modelin epifizleri ile diyafizi arasındaki bölgede kondrositler mitoz ile devamlı çoğalarak altalta dizilen gruplar yaparlar. Böylece kıkırdak taslağın boyu da devamlı olarak uzar.

10) kemik manşet de gelişmesine devam ederek kalınlaşır ve epifizlere doğru uzanır, kondrositlerin bulunduğu bölgeyi dıştan sarar ve buradaki  kondrositler irileşip ölmeye başlarlar. Aynen kemikleşme merkezinde olduğu gibi buralarda da önce kıkırdak matriksi ardından da kemik trabekülleri oluşur. Bu trabeküller ilk şekillenenlerin devamı halindedir.

SEKONDER KEMİKLEŞME MERKEZİ

Endokondral kemikleşme epifizlere yaklaşınca, bu sefer epifizlerin içlerinde kemikleşme merkezleri (sekonder kemikleşme merkezleri) belirir. Eski ve yeni kemikleşme bölgeleri arasında sadece kıkırdak bir disk kalır ki buna epifiz plağı denir.

Kemikleşme sona erinceye kadar epifiz plaklarındaki kıkırdak hücreleri diyafiz yönüne doğru bölünüp çoğalarak devamlı kıkırdak dokusu yapar, bu kıkırdak da devamlı olarak yerini kemik dokusuna bırakır. En sonunda epifiz plakları da kemikleşir.

KEMİĞİN ENİNE BÜYÜMESİ

  • Appozisyonel büyümeyle olur.
  • Periosteumun osteojenik hücreleri,   osteoblasta dönüşür.
  • Yeni oluşan kemik subperiosteal kemik yüzeyine eklenir ve kemik matriksi genişler.

Primer kemikleşme merkezi:

  • Kırkırdağın diyafizi vaskülarize olur (damarlanır)-kondrojenik hücre osteoprogenitör hücre osteoblast’a dönüşür
  • Perikondriyum periosteuma dönüşür
  • Osteoblast: kemik matriksi salgılar
  • Subperiostal kemik manşet (kıkırdağın yüzeyinde) intramembranöz kemikleşme ile oluşur.
  • Kemik manşet; ortadaki kondrositlerin beslenmesini engeller ve ölmesine neden olur.
  • Kıkırdak modelin ortasındaki bu boş, devamlı, büyük kaviteler ilerde kemik iliği kavitesini oluşturur.
  • Kemik manşette osteoklastlar tarafından oluşturulan foramen nutrisyum’dan osteoprogenitör hücre, hemopoetik hücreler ve kan damarları girer.
  • Osteoprogenitör hücre osteoblasta dönüşür
  • Kalsifiye bazofilik kıkırdak üzerine asidofilik kemik matriksi yapılır.
  • Kemik manşet epifizlere doğru büyür ve kalınlaşır
  • Osteoklast kalsifiye kıkırdağı rezorbe eder
  • Kemik iliği kavitesi büyür
  • Diafizin kıkırdağı yerini kemiğe bırakır sadece epifiz plakları kıkırdak kalır (18-20 yaşına kadar kemik büyümesi devam eder)

Sekonder kemikleşme merkezi: Epifizde olan benzer olaylardır. Sadece kemik manşet oluşumu görülmez. Osteoprogenitör hücre epifiz plağını istila eder osteoblasta dönüşür. Osteoblast kıkırdağın üzerine matriks salgılar,epifiz kıkırdağı kemikle yer değiştirir

Eklem yüzü ve epifiz plağı dışında her yer kemikleşir.

KPSS LISANS
22 Temmuz 2018

Üye OlŞifremi Unuttum