Kıkırdak Doku Özellikleri ve Tipleri | DersinÖzü

Kıkırdak Doku Özellikleri ve Tipleri

DersinÖzü
Mayıs 7, 2017

KIKIRDAK DOKU

Kıkırdak Doku Genel Özellikler:

Kıkırdak, kondrosit denen hücreler ve yoğun bir hücreler arası maddeden oluşan avasküler bir özelleşmiş dokudur.

Dokuların farklı özellik göstermesinin nedenleri:

  • Farklı özellikte hücrelerden oluşması,
  • Hücrelerarası madde ve fibrillerin çeşitli yoğunluklarla bir araya gelmesi.

Kıkırdak; mekanik streslere dayanabilen sıkı, esnek, eğilip bükülebilir özelliktedir. Yumuşak dokulardan oluşan organları (burun, soluk borusu, bronşlar, kulak kepçesi…) mekanik olarak desteklerler.

Eklem yüzeylerini kaplayarak (Düzgün yüzeyli,  basınca karşı dayanıklı ve kaygan özellikte olması sayesinde)  kemiklerin hareket edebilmesini sağlarlar ve sürtünmeyi minimuma indirirler.

Kıkırdak hücreleri mezenşimden köken alır.

Kıkırdak dokuda kan damarları, sinir veya lenfatik damarlar bulunmaz. Hücreler besin maddelerinin difüzyon yoluyla matrix etrafını saran bağ dokusundaki kan damarlarından alır.

Kıkırdağın esnekliği, şokları emici fonksiyon görmesini sağlar. Düz yüzeyi de, sürtünme yaratmadan eklemlerin hareketini sağlar.

Vücudun uzun kemiklerinin çoğu embriyoda kıkırdak yapısındadır daha sonra yerini kemik dokusu alır buna Endokondral Kemikleşme denir.

Bol glikojen ve lipid granülleri içermesi nedeniyle sitoplazmaları soluk görülür.

Kıkırdağın Gelişip Büyümesi:

Diğer destek dokuları gibi kıkırdakta mezenşimden gelişir.

Öncelikle kıkırdağın oluşacağı yerde, mezenşimal hücreler uzantılarını çekerek yuvarlaklaşır.

Aralarında dar bir aralık bırakılacak şekilde yan yana gelerek BLASTEMA veya kondrifikasyon merkezi denilen ilk kıkırdak öncüsünü oluştururlar.

Bu hücreler kondroblastlara farklılaşır.

Kondroblastlar kendi etraflarına matriks salgılamaya başlar. Her kondroblast, bağ dokusu fibrili ve ara maddeyi salgılar. Süreç devamında kondroblastlar laküna olarak adlandırılan küçük boşluklar içerisine yerleşirler. Matrix tarafından çevrelenen kondroblasta ise kondrosit denir. Genişleyen kıkırdak yığınları etrafındaki mezenşim baskıya uğrar ve kıkırdağın fibröz zarı olan perikondriumu oluşturur. Kondrositler bölünebilir ve izogen gruplar oluşturabilir.

Kondrositler dokularda tek tek veya 4-6’lı gruplar halindedir.Bu gruplanmaya izogen grup denir.

İzogen gruplar, bir kıkırdak hücresinin mitozla bölünmesi sonucu oluşur. Hücreler temas halinde olduklarından hafif köşeli görülür.

İzogen gruplara genellikle kıkırdak dokusunun orta kısmında rastlanır.

Epifiz plağında kondrositler diziler halinde görülür.

  • Canlılarda kondrositler lakünaları tam doldurur. Preparatlarda fiksasyonla su kaybı nedeniyle büzülmüş gözlenirler.

 

Kıkırdak Dokusunda Yer Alan Hücreler:

Kondrojenik Hücreler:

  • Mezenşimal hücrelerden köken alan iğ şekilli (fuziform) hücrelerdir.
  • Çekirdekleri ovaldir.
  • 1-2 çekirdekçikleri vardır.
  • Organelden fakirdirler.

Kondroblastlar:

  • Mezenşimal hücrelerden ve konrojenik hücrelerden gelişir.
  • Protein sentezi için gerekli organelleri sahip bazofilik hücrelerdir. GER’den zenginlerdir.
  • Kıkırdağın ara maddesini ve fibrilleri sentezlerler.
  • Golgi gelişmiştir. Çok sayıda salgı granülleri ve mitokondriyon bulunur.

Kondrositler:

  • Matriksle çevrili kondroblastlardır. Lakünalarına yerleşmişlerdir.
  • Kıkırdağın ara maddesini ve fibrilleri sentezlerler.
  • Hücreler genellikle yuvarlaktır.
  • Çok sayıda çekirdekçik içerirler.
  • Sitoplazmaları bazofiliktir.
  • Lipid-glikojen granülleri bulundurur.
  • Sentez yapanlar organelden zengindir.
  • Kondrositlerin izogen şeklinde bulunması yeni bölündüğünü gösterir.

Hücrelerarası Madde (Ekstrasellüler Matrix-Amorf Ara Madde):

Şekilsiz ara madde ve fibrillerden oluşur.

GAG, proteoglikanlar, glikoproteinlerden yapılıdır. Bunlar matrixe gömülüdür, kollajen-elastinle yakın ilişkidedir.

Fibriller:

Kıkırdak dokusunda kollajen fibriller demetler oluşturmaz (Tip II kollajen demet yapmaz) ağ yaparlar.

Kollajen, etrafındaki temel madde ile ışığı aynı derecede kırdığından görünür değildir, matrix homojen görülür.

Çoğunlukla Tip II Kollagen ve az miktarda da Tip IX-X-XI Kollagen bulunur.

 Şekilsiz Ara Madde:

Kimyasal yapısı nedeniyle bol su tutar.

Şekilsiz ara maddeyi oluşturan GAG: Kondroitin-4-Sülfat, Kondroitin-6-Sülfat, Hyaluronik Asit, Keratan Sülfattır.

Keratan sülfat, dokunun sertliğini sağlar. Yaşlılığa bağlı birikimi artar.

Şekilsiz ara maddede glikoprotein olan kondronektin de bulunur.

Ara madde: sülfatlar nedeniyle bazofilik boyanır ve metakromazi gösterir. Ayrıca glikoproteinler nedeniyle PAS+ dır. (Metakromazi: Kullanılan boyanın renginin dışındaki bir renge boyanma)

Kıkırdak Dokunun Boyanma Özelliği:

Dokunun boyanma özelliği matriksin çeşitli bölgelerinde farklıdır.

Hücre gruplarının hemen çevresi daha bazofiliktir. Burada sülfatlı GAGlar, kollagene oranla göreceli olarak daha fazladır. Buraya Teritoriyal Matriks (Capsular Matrix) denir.

Matriksin diğer taraflarında kollajen lifleri daha fazla olduğu için daha asidofilik boyanır, bu kısma İnterteritoryal Matrix (İntercapsular Matrix) denir.

Eklem yüzleri dışında tüm kıkırdak dokuları dıştan bir bağ doku ile sarılıdır. Buna perikondriyum denir. Kollajenden zengin olduğu için asidofilik boyanır.

Perikondriyum:

Eklem yüzeyleri ve intervertenbral diskler dışında, kıkırdak perikondrium adı verilen sıkı bağ dokusunda oluşmuş kuvvetli bir tabaka ile kaplıdır.

Kıkırdağın beslenmesi, korunması, tamiri ve kıkırdak oluşumu için önemlidir.

Eklem yüzündeki kıkırdakta ise perikondriyum yerine sinovyal sıvı vardır.

Gelişmekte olan kıkırdakta iki kattır:

Dış kat (Fibröz Tabaka) : Tip I Kollajen lifler, fibroblastlar ve kan damarları içerir.

İç Kat (Kondrojenik Tabaka): Daha fazla hücreseldir. Kondrojenik hücreler içerir ve bu hücreler kondroblastlara dönüşür. Bu şekilde tabakalanma, aktif büyüme olduğunda farkedilebilir. Aktif olarak yeni kıkırdak üretimi olmadığında veya büyümenin çok yavaş olduğu kıkırdakta belirgin değildir. Kıkırdak tam gelişince iç kat ortadan kalkar.

Kıkırdak Tipleri:

Kıkırdak dokularında dayanıklılığı sağlayanlar büyük ölçüde bağ dokusu fibrilleridir.

Fibrillerin tür, miktar ve düzenlenmeleri 3 tip kıkırdak dokusunu yapar. Bunlar:

Hiyalin Kıkırdak:

Organizmada en çok bulunan kıkırdak türüdür. Yarı geçirgen, saydam görünümde, az çok esnek bir kıkırdaktır.

Fiksasyondan ve boyandıktan sonra bazofilik gözlenir.

Fetüste bütün iskelet, hyalin kıkırdaktır. Sonradan yerini kemiğe bırakır. Yetişkinde ise fazla hareketlilik gerektiren yerlerde görülür: Oynayan eklemlerde(kemiklerin eklem yüzlerinde, epifiz plaklarında), kostal kıkırdaklarda, burun kıkırdakları, larinks kıkırdakları, trake ve bronş kıkırdakları.

Elastik Kıkırdak

Bu tip kıkırdak destek ile birlikte fleksibilite gerektiği yerlerde; dış kulak, işitme boruları, epiglottis ve larinksin bazı bölümlerinde görülür. Hyalin kıkırdağın bir modifikasyonudur, fakat daha opaktır.Hücreleri yağ ve glikojen yönünden hyalin kıkırdağa göre daha fakirdir.

Basınçlara karşı hyalin kadar dirençli değildir.

Tip II kollajen fibriller de bulunur ancak daha çok elastik lifler vardır.

Hücreler çoğunlukla izogen gruplar yaparlar. Ara madde daha azdır.

Özel elastik lif boyaları: Verhoff ile siyah, Orsein ile kahverengi, Rezorsin Fuksin ile menekşe mavisi.

Fibröz Kıkırdak

Bağ dokusu ile hyalin kıkırdak arasında geçiş dokusudur. Perikondriyumu yoktur. Basınçlara karşı çok dayanıklıdır. Kollajen demetler fazla, madde az olduğundan asidofilik boyanır. Tek başına bulunamaz. Elastik kıkırdağın aksine hyalin kıkırdağın modifiye olmuş hali değildir.

İntervertebral disklerde, oynamaz eklem kıkırdakları, symphisis pubisteki kıkırdaklarda ve tendonların kemiklere yapıştığı yerlerde bulunur.

Kıkırdak Dokusunda Büyüme:

Mitozla bölünüp çoğalabilen kondrositler gelişmekte olan kıkırdakları içten büyütebilirler buna intersitisyel büyüme denir. Uzun kemiklerin uzamasını sağlar.

Kıkırdaklar bir de yüzey kısımlarından büyüyebilir ki buna da opozisyonal büyüme adı verilir. Bu tür büyümeyi kıkırdak dokusunun yüzey kısımlarında bulunan kondroblastlar sağlar (uçlardan, periferden büyüme). Bunlar salgılandıkları salgının ortasında kalarak kondrositlere dönüşürler. Yetişkin kişilerde ancak kıkırdak onarımının gerektiği durumlarda gerçekleşir.

KPSS LISANS
22 Temmuz 2018

Üye OlŞifremi Unuttum